Dentiss Logo

Bilimadamlarından beyinimizle ilgili hiç duyulmadık yorumlar

1. İnsanlar solucanımsıdır: ‘‘İnsanların beyinlerinin olmasının nedeni onların solucanımsı yapısıdır. Bu, bir ‘değer’ biçme değil, biyolojik gözlemdir. Deniz kestanesi veya denizanası gibi yaratıklar radyal olarak simetriktir. Bazı canlılar ise uzunlamasına simetriktir, yani ince uzun bir yapıya sahiptir ve de başları vardır. Doğal olarak başsız hayvanların beyine ihtiyacı yoktur. Sadece sinir hücrelerinin sorumlu olduğu ‘beyinli canlılar’ hisseder, besler ve de doğadaki diğer unsurları kontrol etmek ister."
10.05.2008       12.09.18

1. İnsanlar solucanımsıdır:

 

‘‘İnsanların beyinlerinin olmasının nedeni onların solucanımsı yapısıdır. Bu, bir ‘değer’ biçme değil, biyolojik gözlemdir. Deniz kestanesi veya denizanası gibi yaratıklar radyal olarak simetriktir. Bazı canlılar ise uzunlamasına simetriktir, yani ince uzun bir yapıya sahiptir ve de başları vardır. Doğal olarak başsız hayvanların beyine ihtiyacı yoktur. Sadece sinir hücrelerinin sorumlu olduğu ‘beyinli canlılar’ hisseder, besler ve de doğadaki diğer unsurları kontrol etmek ister.’’ The Economist Print Edition

 

 

2. Beyin bazında aramızda gözle görülür hiçbir fark yoktur:

 

‘‘Beynimizin %75-80’i su, yüzde %10-12’si yağ, aşağı yukarı %8’i de proteindir. Ağırlığı, yaklaşık 1400 gram, yani 1,5 paket toz şeker kadardır. Benim beynimi kafatasımdan çıkarsalar, siz de aynı anda ölmüş olsanız sayın okurlar, ikimizin beynini de formalin dolu bir kavanoza muhafaza etmek için koysalar, aramızda gözle görülür hiç bir fark kalmaz’’ Prof. Dr. Robert Winston

 

 

3. Temelde ne hissedeceğimiz bize genetik aktarılmıştır:

 

‘‘Günümüzde nörologlar altı temel hissimiz olduğu konusunda hemfikirdir. Bunlardan da sadece 1’i pozitiftir: ‘sinir’, ‘tiksinti’, ‘korku’, ‘üzüntü’, ‘şaşkınlık’ ve de tam karşılarında tek başına ‘mutluluk’. Kaliforniya üniversitesi’nden dr. Ekman’a göre tüm bu hisler genetik aktarılmıştır, çünkü bu hislere bağlı yüz mimikleri dünyanın neresine giderseniz gidin aynıdır.’’ The Economist Print Edition

 

 

4. Solaklar olumsuzluğa daha yatkındır:

 

‘‘Beyinlerinin sol tarafı daha aktif olan insanlar, yani sağ ellerini ağırlıklı kullananlar, pozitif verilere karşı daha duyarlı olup, olumluluğu daha stabil yaşıyorlar. Beyinlerinin sağ tarafını aktif olarak kullananlar, yani solaklar, ise gördükleri negatif verilerden daha çok etkilenmektedirler.’’ Prof. Dr. Robert Winston

 

 

5. Şiddet bir gendir:

 

‘‘Hollanda’da şiddete dayalı suçların sık görüldüğü bir ailede yapılan araştırmaya göre şiddet, hatalı bir genden kaynaklı. Monoamine-oxidase-a adlı bu geni taşımayan insanların agresif olduğu iddia ediliyor’’ The Economist Print Edition

 

 

6. Başkalarının hakkımızda ne düşündüğünü düşününce hissettiğimiz hisler:

 

‘‘Temel hislerimizin yanı sıra ikincil hislerimiz de vardır: utanma, suçluluk, birinin acısını paylaşma gibi… tüm bu hislerin ortak yanı, bunları karşımızdakinin bizim hakkımızda ne düşündüğünü düşündüğümüz an hissetmemizdir. Örneğin, temelde bizi suçlu hissettiren şey, işlediğimiz suç değil, başkalarının bunu bulma ihtimalidir.’’ The Economist Print Edition

 

 

7. Olayları değil sonuçları hatırlamak marifettir:

 

‘‘Hafıza sadece ‘kısa zamanlı’ ve de ‘uzun zamanlı’ olarak ikiye ayrılmakla kalmamaktadır. Uzun zamanlı hafıza da kendı içinde ikiye ayrılır: örtülü ve de açık hafıza. Örtülü hafıza, yıllar önce çaldığınız bir melodinin notalarını siz hatırlamasanız bile, parmaklarınızın onu çalmayı hatırlamasıdır. Açık hafıza ise yaşantınızla ilgili detayları sessizce kaydeden kısımdır. Açık hafıza da kendi içinde ikiye ayrılır: birincisi, otobiyografisel hafıza’dır ve de yaşanılan tecrübeleri kaydetmeye yarar. İkincisine ise, anlamsal hafıza denir. Bu da tecrübeleri genelleştirip kaydeder ki tek tek binlerce tecrübedense geçerli bir kaç sonuç saklanıp yerden tasarruf edilsin. Belki de bu yüzden yaşlılar, yeni olayları bir türlü hatılayamazken, eskileri asla untumaz. Onlar, yeni olayların tekrar ve tekrar yazılmasını gerektirmeyecek kadar tecrübelenmişlerdir.’’ The Economist Print Edition

 

 

8. Hayatta kalmak için değil birbirimizi anlamak için beynimizi büyülttük*:

 

‘‘işkence dışında bir insana verilebilecek en büyük ceza onu bir hücrede yalnız bırakmaktır. Sonuçta tek başına varolan bir ‘ben’ delirmeye mahkûmdur. Bizi evrimleştirip, beynimizi büyülten en önemli etken, doğal koşullarda hayatta kalmak değil, birbirimizi anlamaya çalışmak olmuştur. Hatta daha spesifik olarak, diğerlerinin bizim için neler planladığını tahmin etme çabası bizi biz yapmıştır. Dil de bunun bir sonucudur. Bu yolla, diğerlerinin davranışlarını anlamakla sınırlı kalmayıp, onları manupule etmeyi de öğrenmişizdir.’’ The Economist Print Edition

 

 

9. Sadece şempanzeler, filler ve yunuslar bizim nereye baktığımızı bilebilirler:

 

‘‘Bir çok akıllı gördüğümüz hayvan çok basit bir testte sınıfta kaldı. Bizi biz yapan beynimiz aynı zamanda kendimizi tanıma şansını da vermiştir. Çok akıllı bulduğunuz köpeğiniz bile bu zevkten yoksundur. Araştırmalara göre, sadece şempanze türü büyük maymunlar, filler ve de yunuslar, insanla aynada kendini tanıyabilme zevkini paylaşır.’’ The Economist Print Edition

 

 

10. Dünya aslında renkli değildir:

 

‘‘en sağlıklı beyinler bile zaman zaman optik ilizyonlar görebilir. Gerçeklik ve algı arasındaki en büyük anlaşmazlık konularından biri renktir. Dünya aslında renkli değildir, sadece öyle görünür ve öyle olması da oldukça önemlidir. Gözlerimiz bunun için üç farklı dalga boyunu görecek şekilde evrimleşmiş ve de beyinimiz objelerden gelen bu sinyaller doğrultusunda renk denen fenomeni icat etmiştir.’’ The Economist Print Edition

 

 

Sinem Ersever

Kaynak : kigem.com


Reklam
Reklam

Yorum Ekle
Copyright © Vestiyer Yayın Grubu, 1989-2020. Tüm Hakları Saklıdır.