Dentiss Logo

Olimpiyatlarda görev yapmak çok büyük bir onur

2008 Pekin Olimpiyatları'nda hakem olarak görev yapan Türk okçuluk hakemi, Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dişhekimi Dr. Burak Demiralp ile yaptığımız söyleşiyi ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.  
10.10.2008       11.36.47

2008 Pekin Olimpiyatları'nda hakem olarak görev yapan Türk okçuluk hakemi, Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Demiralp ile yaptığımız söyleşiyi ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.

 

 

Sayın Demiralp, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Meslek ve aile yaşamınızı ve kısaca anlatır mısınız?

 

1973 İstanbul doğumluyum. Lise yıllarındaki meslek tercihim dişhekimi olmaktı. Bu tercihime de 1991 yılında üniversite sınavında Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’ni kazanarak adım attım. 1996 yılında fakülteden mezun oldum aynı sene Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı’nda doktora eğitimime başladım. 1999 yılında TÜBİTAK bursu kazanarak Michigan Üniversitesi Periodontoloji Anabilim Dalı bünyesinde yer alan “Center for Cranifacial Regeneration” merkezinde 2 yıl süre ile çalıştım. Bu iki yıllık süreç mesleki hayatımda çok önemli bir yere sahip oldu. Michigan Üniversitesi’nde yaptığım çalışmalarla 3 ayrı ödüle layık görüldüm. 2001 yılında Chicago’da yapılan 30’ncu American Association of Dental Research (AADR) toplantısında “Warner Lambert Hatton Award” yarışmasında 3.’lük ödülü aldım ve American Association of Dental Research tarafından Japonya’da yapılacak International Association of Dental Research (IADR) toplantısına katılmak üzere “AADR Travel Award” ile ödüllendirildim. Aynı yıl American Society for Bone and Mineral Research (ASBMR) tarafından “Young Investigator Award” ile ödüllendirildim. Yine bu yıllarda, şu an ana ilgi alanımı oluşturan implantoloji konusunda da Carl E.Misch tarafından verilen implant eğitim programına katılabilme şansına sahip oldum ve Misch Implant Institute’den  “ Advanced Implant Training” sertifikası almaya hak kazandım. İki yıllık süreç içinde klinikte de öğrencilere eğitim vererek ve bu konuda seminerlere katılarak öğrenci eğitimi konusunda da ciddi tecrübe kazandım. Tüm bunlar mesleki hayatım açısından bir dönüm noktası oluşturdu. 2001 yılında Türkiye’ye döndüm. 2004 yılında Yardımcı doçent, 2006 yılında da Doçent ünvanı aldım. Evliyim, şu an heyecanla Ocak 2009’da doğacak bebeğimizi bekliyoruz.

 

 

Türkiye’nin başkentinde dişhekimliği yapmak nasıl bir duygu? Mesela siyasilerin ağız diş sağlığı konusundaki alışkanlıklarına yönelik fikir verebilecek anınız var mı?

 

Türkiye’nin başkentinde dişhekimliği yapınca her şeyden önce ülkenin her yerinden, bulundukları yerde tedavileri yapılamamış, bizlere yönlendirilmiş hastalarla karşılaşıyorsunuz. Adıyaman, Bingöl, Van, Muş, Giresun, Trabzon, Gaziantep Antalya, Bursa, hatta Istanbul’dan bile gelen hastalarım var.   Bunu yanı sıra başkent de dişhekimliği yapınca, cumhurbaşkanımız gibi ülkeyi yöneten birçok devlet büyüğünün de tedavilerini üstleniyorsunuz. Bu tedaviyi yapıyor olmak tabiî ki hekim olarak çok büyük bir gurur, mutluluk ancak çok da büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor. Her iki duyguya bir arada yaşıyorsunuz.    

 

Biraz da sosyal yaşamınızdan bahseder misiniz? Mesleğiniz dışında neler yaparsınız?

 

Aslında şu dönemde mesleğim zamanımın büyük çoğunluğunu kaplıyor. Klinik çalışma saatlerimin yanı sıra çeşitli konferans ve kurslar oldukça yoğun olmama neden oluyor. Ancak gezmeyi çok seviyorum. Fırsat buldukça eşimle birlikte geziyoruz. Çiçek yetiştirmekten, tohum olarak alıp onları büyütmekten,  onların bakımını yapmaktan çok büyük zevk alıyorum. Bunların yanısıra hobi de denebilir ancak o da son dönemde hobi kavramın biraz aştı, “okçuluk” sporu ile ilgileniyorum.  Uluslararası ok hakemiyim.

 

Yoğun tempoda çalışılması gereken mesleklerden birini yapıyorken aynı zamanda okçuluk konusunda kendinizi nasıl yetiştirdiniz, neden okçuluk ve nasıl uluslararası bir hakem oldunuz?

  Okçulukla tanışmam doktoraya başladığım sene yani 1996’da hocamız Prof. Dr. Kenan Eratalay’ın teşvikiyle oldu. Uluslararası hakem olmak için ciddi bir süreçten geçtim. Öncelikle aday hakem ardından bölge hakemi daha sonra da milli hakem oldum. Bu sürede birçok hakem seminerine katıldım 1999 yılında Uluslararası hakem olabilmek için İsrail’de uluslararası seminere katıldım ve ardından da sınava girdim. Sınavda başarılı olarak Uluslararası hakem oldum. Aynı yıl Küba Havana’da Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda hakemlik yaptım. Ardından 2003 yılında Fransa’da yine Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda hakemlik yaptım. Ayrıca bu süreçte de birçok uluslararası şampiyonalarda görev aldım. Bunların yanı sıra her yıl Mayıs veya Haziran aylarında Antalya’da gerçekleştirdiğimiz uluslararası “Golden Arrow” veya şu anki adıyla “World Cup” turnuvalarının da organizasyonlarında görev aldım. İyi derecede İngilizce bilmem, okçuluk camiasında genç bir hakem olmam ve görev aldığım şampiyonalardaki başarılı grafiğim bu yolda hızlı ilerlememe yardımcı oldu diye düşünüyorum. Okçuluk sporunu çok seviyorum. her şeyden önce çok nezih ve centilmen bir spor dalı. Bir yarışma, bir ödül var ancak her şey sanki bir karnavalmış gibi son derece arkadaşça, centilmence, dostluk içinde geçiyor. Bedenen belki sabahtan akşama kadar sürekli ayakta ve açık havada olduğunuz için yorucu ama zihnen çok dinlendirici bir spor. Elemeler ve final atışları da gerçekten çok çok heyecanlı.

 

Okçuluk alanında ülkemizin önemli hakemlerinden birisiniz ve Pekin’deki olimpiyatlarda hakem olarak Türkiye’yi temsil ettiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

  Bir sporcu için değil madalya almak olimpiyatlarda yarışmak bile çok büyük bir onurdur. Sporcunun en büyük hedefidir. Hakem olarak da olimpiyatlarda görev almak aynı şekilde benim için çok büyük bir onur. Tüm dünyada yüzün üzerindeki hakem arasından seçilip bu göreve layık görülen 10 hakemden biri olmak çok önemli çok mutluluk verici bir olay. Böylesine büyük bir organizasyonda görev alıyor olmak onurun yanı sıra tabiki çok büyük sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Tabiki bu görev benim için olduğu kadar ülkem açısından da çok önemli. Sadece kişisel olarak değil hakem de olsam orada ülkemizi de temsil ettiğim için bu sorumluluk bir kat daha artıyor.

 

Geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir?

  Mesleki olarak yenilikleri takip ederek aynı çizgide ve yolda devam etmeyi düşünüyorum. Yakın zaman içinde kendime ait bir kliniğe sahip olmak, tedavilerime orada devam etmek istiyorum.  Eğitim vermek, bildiklerimi paylaşmak, öğretmek çok hoşuma gidiyor. Özellikle implantoloji konusunda eğitime yönelik daha fazla katkıda bulunmak istiyorum. Belki ileride sadece implant eğitimi verecek bir merkez organize etmeyi de düşünebilirim. Okçuluk konusunda da hedefim bir sonraki olimpiyatlarda da görev alabilmek.

 


Reklam
Reklam

Yorum Ekle
Copyright © Vestiyer Yayın Grubu, 1989-2020. Tüm Hakları Saklıdır.