Mahmut Ali Özyön

Kekik kokulu gelincik tarlalarıyla
Bozcaada

Bozcaada’ya yaklaşırken limanın yanında heybetiyle duran tarihi Bozcaada Kalesi karşılıyor bizi. İlk olarak Fenikeliler zamanında yapıldığı tahmin edilen Bozcaada Kalesi, yıllara meydan okuyor sanki. Yabani kekik kokuları eşliğinde, adanın içinde yol almaya başladığımda içimden geçen “Ne kadar da boz düşüncesi” çiçekler içindeki bahçeler ve yemyeşil üzüm bağlarını gördüğüm zaman kayboluyor.
04.06.2012 10:32
Üzüm bağları, birbirinden güzel koyları ve bol rüzgarlı tertemiz havasıyla fark yaratan Bozcaada, insanı huzura doyuruyor.

Bozcaada’ya Çanakkale’den 55 km’lik bir mesafeden sonra Geyikli Yük Yeri İskelesi’nden yapılan yaklaşık yarım saatlik feribot yolculuğu sonunda ulaşıyorum. Ada, boz ve terkedilmiş görünüyor uzaktan. Ama bu görünüşün Bozcaada’yı yansıtmadığını az çok tahmin edebiliyorum. Çünkü, adalar genelde ilk görüşte güzelliğini belli etmeyen, ama ayak bastıktan sonra hiç bitmeyecek bir aşkla bağlandığınız yerlerdir.

Bu boz görüntünün arkasındaki uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen güzelim bağ evlerini, pırıl pırıl denizini, küçük koylarını, kekik kokulu tepelerini, kendine özgü mutfağını keşfetmek için sabırsızlanıyorum.



Adaların tarihi efsanelerle örülüdür. Heredot’un “Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada’yı yaratmış” dediği, eski adı ‘Thenedos olan Bozcaada’da da durum böyle. Antik çağdan günümüze pek çok uygarlığı topraklarında barındırmış.

Bozcaada’ya yaklaşırken limanın yanında heybetiyle duran tarihi Bozcaada Kalesi karşılıyor bizi. İlk olarak Fenikeliler zamanında yapıldığı tahmin edilen Bozcaada Kalesi, yıllara meydan okuyor sanki. Yabani kekik kokuları eşliğinde, adanın içinde yol almaya başladığımda içimden geçen “Ne kadar da boz düşüncesi” çiçekler içindeki bahçeler ve yemyeşil üzüm bağlarını gördüğüm zaman kayboluyor.

Adanın yüzölçümünün üçte birini bağlar kaplıyormuş. Bağcılık ve şarapçılık Bozcaada için sadece ekonomik faaliyet olmasının ötesinde bir yaşam biçimi. Adada dört büyük şarap fabrikası yanında, bağ evlerinde üretim yapan küçük imalathaneler var.



Adada uzun süre Rumlar yaşamış. Bu dönemden kalan evler sıra sıra. Pek çok koyu denize girmeye müsait. En meşhuru; Ayazma Plajı. Adada ne kadar kuvvetli rüzgar esse de burası dingin. Ada su sporlarına uygun. Dalgıçlar için ideal.

Göztepe, adanın en yüksek tepesi. Size ada üzerinde olduğunuzu anlatacak tek manzara. Buradan adadaki bütün yükseltileri, düzlükleri, etrafındaki küçük adacıkları, bağları, çamlıkları, evleri hatta adanın diğer ucundaki rüzgar güllerini bile rahatlıkla seçebilirsiniz.

Bozcaada’nın belki de tek sorunu, sıcak günlerde iyi gelse de, hiç eksik olmayan rüzgarı. Adanın avantajı ise bu rüzgarın enerjisinden yararlanmak için elektrik üreten 17 rüzgar gülünün olması. Ponente Feneri’nin yanındaki rüzgar güllerinden sadece biri bile adanın enerji ihtiyacını karşılıyormuş. Burası, yanınızda getirdiğiniz bir ada şarabıyla beraber gündüze son noktayı koymak için gelenek haline gelmiş bir yer. Önünüzde Ege Denizi, yanınızda ihtişamlı rüzgar gülleri ve bir deniz feneri. Güneşin batışıyla da ayrı bir güzel...



Nerede kalınır?

Eski Rum evlerinin yanı sıra üzüm bağlarının aralarında çoğu tek katlı taş evlerden oluşan çiftliklerde kalabilirsiniz.

Otel Tena: 0286 697 88 80-0535 390 21 69
Aral Tatil Çiftliği: 0286 697 83 57-58
Hotel Apollon: 0-286 697 01 64
Ege Motel: 0286 697 81 89.



Nasıl gidilir?

Trakya üzerinden İstanbul, Tekirdağ, Gelibolu karayolu ile Eceabat veya Kilitbahir’den feribotla Çanakkale’ye ulaşır, Geyikli Yük Yeri İskelesi’ne geldiğinizde feribot ile karşıya geçersiniz. Feribot yolculuğu yaklaşık yarım saat sürüyor.

Seferler günde 3-4 kez yapılıyor. Yola çıkmadan önce vereceğim telefon numaralarından Bozcaada gemi seferlerini öğrenebilirsiniz.

Bozcaada: 0286 632 0263, Geyikli Yük Yeri: 0286 632 03 83.



Ne yenir?

Bozcaada, deniz mahsullerinin çeşitliliği ve sunum kalitesi açısından en iyi seçeneklerden biri bana göre. Limanda bulunan Martı Restoran tavsiye edebileceğim mekanların başında geliyor. Martı Restoran’da füme edilmiş kabak, patlıcan ve asma yaprağı ile sarılan kaparili domates soslu levrek, kalamar ızgara, adaya özgü otlardan yapılan mezeler tavsiye edilmeye değer...



Katkılarından dolayı teşekkür ederiz:




3012

Dişhekimliği Dergisi'nin yeni formatını nasıl buldunuz?